Peygamber efendimiz aşure gününde ne yapardı ?

Tumkurt

Global Mod
Global Mod
Peygamber Efendimiz Aşure Gününde Ne Yapardı? Bugüne ve Geleceğe Dair Bir Forum Değerlendirmesi

Aşure günü denince çoğumuzun zihninde aynı anda birkaç farklı görüntü beliriyor: Evde kaynayan büyük bir tencere, komşuya uzatılan bir kase, Muharrem ayı, oruç, Hz. Musa ve Hz. Hüseyin'in hatırası… Fakat bütün bu unsurların hangisinin doğrudan Hz. Muhammed'in (s.a.v.) uygulamasına dayandığı, hangisinin zaman içerisinde toplumlarda oluşmuş bir gelenek olduğu konusu bence üzerinde daha fazla konuşulmayı hak ediyor.

Özellikle son yıllarda sosyal medyada Aşure günüyle ilgili çok sayıda bilgi dolaşıyor. Bazıları hadis kaynaklarına dayanırken bazıları kültürel gelenekleri Peygamberimizin uygulamasıymış gibi sunabiliyor. Bu nedenle konuyu hem hadis kaynakları açısından hem de Türkiye'deki bugünkü Aşure geleneği açısından ele almak önemli.

Üstelik geleceğe baktığımızda da ilginç bir soru ortaya çıkıyor: Aşure günü 10, 20 veya 50 yıl sonra nasıl yaşanacak? Sadece evlerde pişirilen bir tatlı olarak mı kalacak, yoksa paylaşma, oruç, tarih bilinci ve toplumsal dayanışma yönleri daha mı görünür olacak?

Peygamber Efendimiz Aşure Gününde Ne Yapıyordu?

Güvenilir hadis kaynaklarında açık biçimde gördüğümüz temel uygulama Aşure günü oruç tutmaktır.

Sahih Buhârî'de İbn Abbas'tan aktarılan rivayete göre Hz. Peygamber Medine'ye geldiğinde Yahudilerin Aşure günü oruç tuttuğunu gördü. Bunun sebebini sorduklarında, Hz. Musa ve İsrailoğullarının Firavun'dan kurtuluşunu hatırlamak amacıyla oruç tuttuklarını söylediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber Aşure günü oruç tuttu ve Müslümanlara da bu orucu tavsiye etti. Sunnah+1

Burada önemli bir ayrıntı var: Aşure orucu başlangıçta daha güçlü bir uygulama konumundayken, Ramazan orucunun farz kılınmasından sonra Aşure orucunun hükmü değişti. Sahih Müslim'deki rivayette Hz. Peygamber'in Aşure gününü Allah'ın günlerinden biri olarak nitelediği ve isteyen kişinin oruç tutabileceğini belirttiği aktarılır. Sunnah+1

Dolayısıyla bugün Aşure günü denildiğinde ilk akla gelmesi gereken sünnetlerden biri oruçtur.

9. ve 10. Gün Meselesi Nereden Geliyor?

Konunun en çok merak edilen taraflarından biri de “Sadece 10 Muharrem mi, yoksa 9 ve 10 Muharrem mi oruç tutulmalı?” sorusudur.

Sahih Müslim'de yer alan rivayete göre sahabeler, Aşure gününün Yahudiler ve Hristiyanlar tarafından da önemsendiğini söyleyince Hz. Peygamber, gelecek yıla ulaşırsa 9. gün de oruç tutacağını ifade etmiştir. Ancak bir sonraki Muharrem ayına ulaşmadan vefat etmiştir. Sunnah

İbn Abbas'tan nakledilen başka bir rivayette ise Aşure orucuyla bağlantılı olarak 9. günün tutulmasına işaret edilir. Sunnah

Bu nedenle günümüzde birçok Müslüman 9 ve 10 Muharrem günlerini birlikte oruçlu geçirmeyi tercih eder. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, “Peygamber Efendimiz mutlaka her Aşure günü 9 ve 10'u birlikte tuttu” şeklinde kesin bir ifade kullanmamaktır. Kaynaklarda gelecek yıl 9. günü de tutma niyetinin açıkça ifade edildiğini görüyoruz; fakat o yıla ulaşamadığı da aynı rivayette belirtiliyor. Sunnah

Peki Peygamberimiz Aşure Günü Aşure Tatlısı Yapar mıydı?

Burada kültür ile sünneti birbirinden ayırmak gerekiyor.

Bugün Türkiye'de “Aşure” denildiğinde genellikle buğday, nohut, fasulye, kuru meyveler, kuruyemişler ve çeşitli malzemelerle hazırlanan tatlı anlaşılır. Kültür ve Turizm Bakanlığı da aşureyi Muharrem ayında hazırlanıp dağıtılan geleneksel bir yiyecek ve bu uygulamaların bütünüyle oluşan geleneği “aşure geleneği” olarak tanımlıyor. Kültür Portalı

Ancak sahih hadislerde Hz. Peygamber'in 10 Muharrem günü bugün bildiğimiz anlamdaki aşure tatlısını pişirdiğine veya dağıttığına dair güvenilir bir rivayet bulunmamaktadır.

Bu ayrım bence çok önemli. Çünkü Aşure tatlısı kültürel açıdan değerli olabilir; fakat bunu doğrudan Peygamberimizin sünneti olarak sunmak başka bir iddiadır.

Türkiye'deki aşure geleneğinin tarihsel gelişimi ise oldukça zengin. Kültür kaynakları, aşurenin farklı topluluklarda farklı anlamlar kazandığını, dua, ikram ve toplu paylaşım gibi uygulamalarla birlikte yaşatıldığını belirtiyor. TMK Atlas+1

Aşure Günü ile Kerbela Aynı Şey Değil

Bir başka karışıklık da Aşure gününün doğrudan Kerbela hadisesinden ibaret sanılmasıdır.

Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilmesi hicri 61 yılında, yani Hz. Peygamber'in vefatından yıllar sonra gerçekleşmiştir. Dolayısıyla Hz. Peygamber'in Aşure uygulamasını Kerbela olayına bağlamak tarihsel olarak mümkün değildir.

Türkiye'deki kültürel gelenekte ise Aşure günü zamanla Kerbela hatırasıyla da güçlü biçimde ilişkilendirilmiştir. Kültür Portalı, Türkiye'de Muharrem ayındaki aşure geleneğinin özellikle Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilmesini anma anlamı da taşıdığını belirtiyor. Kültür Portalı

Burada farklı İslami toplulukların Aşure'ye yüklediği anlamların aynı olmadığını da unutmamak gerekiyor.

Gelecekte Aşure Günü Nasıl Değişebilir?

Buradan geleceğe ilişkin daha ilginç bir tartışmaya geçebiliriz.

Türkiye'de dini içeriklerin dijital ortamda giderek daha fazla üretildiğine ilişkin akademik çalışmalar bulunuyor. 2024 yılında yayımlanan bir araştırma, Türkiye'de dini dijital içerik üreticilerinin sayısındaki artışa ve sosyal medya algoritmalarının dini içeriklerin görünürlüğü üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. DergiPark

Diyanet'in 2024-2028 stratejik planında da dijital medya kullanımının geliştirilmesi, sahih dini bilginin farklı iletişim kanalları üzerinden daha geniş kitlelere ulaştırılması hedefleri yer alıyor. Strateji Geliştirme Başkanlığı

Bu iki eğilime bakarak gelecekte Aşure gününün dijital bilgi doğrulama açısından daha görünür bir konu haline gelmesi beklenebilir. Buradaki “beklenebilir” ifadesini kesin gelecek tahmini olarak değil, mevcut eğilimlerden hareketle yapılan bir öngörü olarak görmek gerekir.

Örneğin bundan birkaç yıl sonra insanların “Aşure günü ne yapılır?” sorusuna yalnızca arama motorlarından değil, yapay zekâ destekli sistemlerden de cevap araması daha yaygın hale gelebilir. Böyle bir ortamda hadis ile halk geleneğini birbirinden ayırabilen kaynakların önemi artacaktır.

Asıl mesele belki de şu olacak:

Yapay zekâ bize Aşure gününü anlatırken hangi kaynağa dayanacak?

Bir hadis kitabı mı?

Bir akademik makale mi?

Bir sosyal medya videosu mu?

Yoksa milyonlarca internet sayfasından çıkarılmış ortalama bir bilgi mi?

Bence önümüzdeki yılların önemli tartışmalarından biri bu olacak.

Erkeklerin ve Kadınların Aşure Geleneğindeki Farklı Deneyimleri

Burada kadınları veya erkekleri tek tip davranış kalıplarına indirgememek özellikle önemli.

Bununla birlikte geleneksel aile yapılarında Aşure hazırlama, dağıtma, alışveriş ve misafir ağırlama gibi işlerin farklı kişiler arasında farklı biçimlerde paylaşıldığı görülüyor. Bu nedenle geleceğe yönelik değerlendirmede “erkekler şöyle düşünür, kadınlar böyle düşünür” şeklinde kesin hükümler kurmak yerine farklı deneyim alanlarından söz etmek daha doğru.

Bazı erkekler Aşure gününe daha çok ibadet takvimi, oruç, dini bilgi ve tarihsel süreklilik açısından yaklaşabilir. Bazıları ise mahalle veya dernek organizasyonlarında lojistik, dağıtım ve organizasyon görevlerini üstlenebilir.
 
Üst